Küresel Bağlam: ESG Yatırımı Nerede?

Avrupa, sürdürülebilir finans düzenlemeleri açısından dünyada açık arayla öndedir. AB'nin Sürdürülebilir Finans Kamuyu Aydınlatma Yönetmeliği (SFDR), fon yöneticilerini ürünlerini sürdürülebilirlik niteliklerine göre sınıflandırmaya zorunlu kılıyor ve bu sınıflandırma Avrupa pazarında ESG fonlarının ağırlığını hızla artırıyor. GSIA'nın son raporuna göre Avrupa, küresel sürdürülebilir yatırım varlıklarının yaklaşık yarısını barındırıyor.

ABD'de ise tablo daha dalgalı. SEC'in ESG kamuyu aydınlatma kuralları tartışmalı olmaya devam ediyor ve siyasi iklime bağlı olarak değişiyor. Asya-Pasifik'te özellikle Japonya ve Güney Kore güçlü bir ivme yakalarken Çin'in sürdürülebilir finansı kendi standartlarıyla şekillendirme eğilimi belirginleşiyor. Gelişmekte olan piyasalar arasında Türkiye, bölgesel benchmarklara — Polonya, Çek Cumhuriyeti, Brezilya — kıyasla orta sıralarda yer alıyor.

"ESG yatırım fonlarının gerçek anlamda büyümesi için üç koşul gerekiyor: güvenilir veri, tutarlı standartlar ve denetlenebilir performans. Avrupa bu üç koşulu düzenleyici baskıyla sağladı. Gelişmekte olan piyasalarda ise piyasa güçlerinin bu dönüşümü tetiklemesi bekleniyor." — GSIA Global Sustainable Investment Review 2024

Türkiye'de ESG Yatırım Piyasasının Durumu

TSPB (Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği) verilerine göre Türkiye'nin toplam yatırım fonu varlıkları 2024 itibarıyla yaklaşık 2-2,5 trilyon TL seviyesine ulaşmış durumda. ESG odaklı fonların bu toplam içindeki payı %3-4 civarında. Bu oran Avrupa'nın çok gerisinde; ancak 2021-2024 dönemindeki büyüme hızı dikkat çekici.

Büyümeyi sınırlayan en önemli yapısal etken, Türkiye'deki kurumsal emeklilik sisteminin ESG entegrasyonunda henüz erken aşamada olması. Avrupa'da emeklilik fonları sürdürülebilir yatırımın en güçlü kurumsal alıcısı. Türkiye'de ise bireysel emeklilik sisteminin (BES) ESG fon tekliflerini portföyüne entegre etmesindeki yavaşlık, piyasanın büyümesinin önündeki en önemli yapısal darboğaz.

BIST Sürdürülebilirlik Endeksleri

Borsa İstanbul, ESG yatırımı için ölçüt oluşturacak çeşitli endeksler geliştirdi. Bu endeksler hem portföy yöneticilerine bir kılavuz sunuyor hem de şirketlere görünürlük kazandırıyor.

BIST'in ESG ve sürdürülebilirlik endeksleri:

Kaynak: Borsa İstanbul endeks metodoloji belgeleri

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi, şirketlerin sürdürülebilirlik raporlama kalitesini ve kurumsal yönetişim pratiklerini değerlendiren bir metodoloji kullanıyor. Endeks üyeliği, özellikle uluslararası kurumsal yatırımcıların portföy seçim süreçlerinde belirleyici bir kriter haline geliyor. Sabancı Holding, Koç Holding, Akbank ve Garanti BBVA bu endekslerde düzenli olarak yer alan şirketler arasında öne çıkıyor.

Türk Finans Kurumlarının ESG Fon Teklifleri

Türkiye'deki bankalar ve portföy yönetim şirketleri son üç yılda ESG fon ürün yelpazelerini belirgin biçimde genişletti. Bu gelişmeyi tetikleyen başlıca etken, uluslararası yatırımcı talebinin yerel kurumların ürün stratejilerine yansıması.

Akbank, NZBA (Net-Zero Bankacılık Taahhüdü) imzacısı olarak kurumsal konumlandırmasını ESG fon ürünleriyle destekliyor. Genel ESG, yeşil tahvil ve sürdürülebilirlik odaklı birden fazla fon ürünü sunuyor. Garanti BBVA, ana ortağı BBVA'nın küresel sürdürülebilir finans stratejisiyle uyumlu bir ürün gamı geliştiriyor. İş Yatırım ve Yapı Kredi de benzer ürünlerle bu alana girdi. Ancak bu fonların performans karşılaştırmasını yaparken yüksek enflasyon ve lira değer kaybının getiri rakamlarını yanıltıcı biçimde etkileyebileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor — nominal getiri güçlü görünse de reel ve dolar bazlı karşılaştırma farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Yatırım Stratejileri: Türkiye'de Hangi Yaklaşım Öne Çıkıyor?

ESG yatırımında birkaç farklı yaklaşım küresel piyasada standart hale geldi. Türkiye'de bu yaklaşımların adaptasyon hızı farklılık gösteriyor.

Dışlama temelli yatırım (kömür, tütün, tartışmalı silahlar gibi sektörlerin portföyden çıkarılması) Türkiye'deki ESG fonlarının büyük çoğunluğunun benimsediği en yaygın yaklaşım. Buna karşın olumlu seçim — yani sektör içindeki ESG liderleri belirlenerek bu şirketlere odaklanma — daha az gelişmiş. Etki yatırımı, ölçülebilir sosyal ve çevresel sonuçlara yönelik sermaye tahsisini içeriyor ve Türkiye'de henüz erken aşamada. Kurumsal katılım, yani portföydeki şirketlere aktif hissedar konumundan ESG baskısı uygulanması, Türkiye'nin yatırımcı aktivizmi geleneğinin zayıflığı nedeniyle en az gelişmiş yaklaşım olmayı sürdürüyor.

"Türkiye'de ESG fonlarının çoğu dışlama listesine dayandığından gerçek anlamda sürdürülebilir bir portföy inşa etmek oldukça zorlaşıyor. Piyasanın olgunlaşması için hem şirketlerin veri kalitesini hem de fon yöneticilerinin analitik kapasitesini yükseltmesi şart." — TSPB Sürdürülebilir Finans Çalışma Grubu

Engeller: Büyümenin Önündeki Gerçek Sorunlar

Türkiye'de ESG yatırım piyasasının potansiyelini kısıtlayan en temel engel, güvenilir ve karşılaştırılabilir ESG verisinin yetersizliği. Türk şirketlerinin önemli bir bölümü henüz uluslararası standartlara (GRI, SASB, TCFD) tam uyumlu raporlama yapmıyor. Bu durum hem fon yöneticilerinin şirket seçimini hem de yatırımcıların fon değerlendirmesini güçleştiriyor.

Greenwashing endişesi de bir diğer ciddi engel. Türkiye'nin sürdürülebilirlik raporlama altyapısındaki boşluklar, gerçek ESG performansını pazarlama anlatısından ayırt etmeyi zorlaştırıyor. Uluslararası yatırımcılar bu konuda Türk şirketlerine ve fonlarına kuşkuyla yaklaşmaya devam ediyor.

Son olarak, döviz kuru dinamiği özellikle yabancı yatırımcılar için kritik bir risk faktörü. TL bazlı ESG fonlarının dolar ya da euro cinsinden performansının volatilitesi, gelişmiş piyasalardaki muadilleriyle kıyaslamayı anlamsız kılıyor. Bu gerçeği örtbas eden pazarlama anlatıları uzun vadede piyasanın güvenilirliğini zedeliyor.

Düzenleyici Çerçeve ve Beklentiler

Türkiye'nin ESG yatırım alanındaki düzenleyici çerçevesi, Avrupa'nın çok gerisinde kalmakla birlikte gelişiyor. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) kurumsal yönetim yönetmelikleri şirketlere ESG raporlama teşviki sunuyor. BIST endekslerinin yaygınlaşması piyasa yönlendirmesinde bir araç işlevi görüyor. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ise zorunlu raporlama çerçevesinin altyapısını oluşturuyor.

2026-2027 döneminde Türkiye'nin kademeli olarak zorunlu ESG kamuyu aydınlatma düzenlemelerine geçmesi bekleniyor. Bu adım hem fon yöneticilerine daha güvenilir veri sağlayacak hem de yatırımcıların bilinçli karar vermesini kolaylaştıracak.

Sonuç

Türkiye'deki ESG yatırım piyasası gerçek bir büyüme potansiyeli taşıyor; ancak bu potansiyel bugün için önemli ölçüde engellerin gölgesinde. Küresel kurumsal yatırımcıların artan ESG beklentileri, Türk şirketleri ve finansal kurumlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Bu baskı, doğru yapısal yatırımlarla yapılırsa hem ESG raporlama kalitesini hem de piyasanın güvenilirliğini artıracak.

Akbank, Garanti BBVA ve İş Yatırım gibi kurumlar bu dönüşümün öncüleri konumunda. Uzun vadeli büyüme ise düzenleyici çerçevenin netleşmesine, şirket raporlama kalitesinin yükselmesine ve kurumsal emeklilik sisteminin ESG entegrasyonunu hızlandırmasına bağlı.

Kaynaklar ve Referanslar

Yazı Serisi: "Türkiye'nin Yeşil Dönüşümü" serisinin yirminci bölümü

Yayın Tarihi: Şubat 2026